EnYukarı

Müslümanların birliğine ve kardeşliğine en zararlı hastalıklardan biri: GIYBET

Ey îmân edenler! Zannın çoğundan sakının! Şübhesiz ki zannın bazısı günahtır;(birbirinizin kusûrunu inceden inceye) araştırmayın; bazınız, bazınızı gıybet etmesin! Sizden bir kimse, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O hâlde Allah’dan sakının! Şübhe yok ki Allah, Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden)dir, Rahîm (çok merhamet eden)dir. (Hucurât Sûresi, 49:12.) 

“Ey inananlar, eğer bir fasık size bir haber getirirse onu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.”(Hucurât, 49/6

“Arkadan çekiştirip duran, kaş-göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay hâline!” ( Hümeze Suresi, 104/1)

"Ateşin kuru odunu yakması, insanın sevaplarını yok etmekte gıybetten daha hızlı değildir." (Hadis-i Şerif)

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
“Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?”
“Allah ve Resulü daha iyi bilir!” dediler.
Bunun üzerine: “Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam:
“Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?)” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
“Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.” (Tirmizî, Da’avat 53; EbûDâvud, Edeb 4)

Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek şeyleri söylemek, başka bir deyimle, kendimize söylendiği zaman hoşlanmayacağımız bir şeyi, din kardeşimiz hakkında arkasından konuşmamız anlamına gelir. Halk arasında dedikodu, gıybet ile aynı anlamda kullanılır. Resulullah (a.s.m.) buyuruyorlar ki:

"Gıybet, kardeşini hoşuna gitmeyecek şekilde anmandır."(Tirmizî, Birr, 23; Dârimî, Rikat, 6; Mâlik, Muvatta, Kelâm,10; Ahmed b. Hanbel, II/384, 386).

Gıybet, müslüman arasında nifaka ve şikaka, ayrılıklara ve düşmanlıklara sebeb olmaktadır. Bunlara sebeb olan insanlar büyük mesuliyet içindedirler. Kuran-ı Kerimde şöyle buyuruluyor:

"Müminler ancak kardeştir. İhtilaf ettikleri zaman, iki kardeşinizin arasını düzeltin; ve sakının ki, merhamet olunasınız." (Hucurat, 49/10)

Demek ki, gıybet etmek bu ayete muhalif ve karşı haraket etmek ve müminler arasındaki birliği ve kardeşliği bozduğundan çok büyük günaha sebeb olabilmektedir. O zaman ondan sakınmamız ve alçakların kullandığı bu silahı istimal etmememiz gerekir.

Peygamber (a.s.m.) der ki,

“Bir kimse kardeşini bir kusur ile ayıplarsa, o kimse ölmeden o kusuru işler.” (Hadis-i Şerif)

Başkalarının hoşlanmadığımız özelliklerinin hangi şartlardan kaynaklandığını nereden biliyoruz? Kimlerin hangi zorluklar yoluyla kaderleri tarafından eğitildiklerini bilmeksizin, kimi kusurlu gözüken yönlerinin gizli bile olsa gıybetini yapmaya ne hakkımız var!

Kur’ân bizi uyarır:

“Ey inananlar, eğer bir fasık size bir haber getirirse onu araştırın. Yoksa bilmeyerek bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurât, 49/6)

Hasan-ı Basrî şöyle der:

“Başkalarının sözünü sana ileten, getiren, muhakkak senin sözünü de başkalarına iletir. ... Zira onun yaptığı hem gıybet, hem zulüm ve hıyanet, hem de aldatma ve haset, hem nifak, fitne ve hiledir.”(10)

Gıybet ile ilgili ayetin tahlili

بِاسْمِهِ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخِيهِ مَيْتًا 

“Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?” (Hucurât Sûresi, 49:12.)

âyetinde altı derecede gıybeti kötüler, gıybetten altı mertebede şiddetle yasaklar. Şu âyet bilfiil gıybet edenlere yöneldiği vakit, mânâsı gelecek tarzda oluyor. Şöyle ki:

Âyetin başındaki hemze(elif), sormak mânâsındadır. O sormak mânâsı, su gibi, âyetin bütün kelimelerine girer. Her kelimede şöyle bir mana var ki: her kelimenin açıktan söylenmeyip dolayısıyla anlatılan bir hükmü var.

1. Hemze (Elif soru sorma manasında)

İşte, birincisi, hemze(elif) ile der: Acaba, sual ve cevap mahalli olan aklınız yok mu ki, bu derece çirkin birşeyi anlamıyor?


2. يُحِبُّ (sever)

İkincisi: bu kelimesiyle der: Acaba, sevmek ve nefret etmek mahalli olan kalbiniz bozulmuş mu ki, en nefret edilen bir işi sever?

 

3. اَحَدُكُمْ (sizden biriniz)
Üçüncüsü: bu kelimesiyle der: Cemaatten hayatını alan hayat-ı içtimaiye(sosyal hayatınıza) ve medeniyetiniz ne olmuş ki, böyle hayatınızı zehirleyen bir ameli kabul eder?

 

4.اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ (etini yemeyi)
Dördüncüsü: bu kelâmıyla der: İnsaniyetiniz ne olmuş ki, böyle canavarcasına arkadaşınızı dişle parçalamayı yapıyorsunuz?

 

5.اَخِيهِ (kardeşiniz)

Beşincisi: bu kelimesiyle der: Hiç kendi cinsinize acımanız, hiç sıla-i rahminiz yok mu ki, böyle çok cihetlerle kardeşiniz olan bir mazlumun şahs-ı mânevîsini insafsızca dişliyorsunuz? Ve hiç aklınız yok mu ki, kendi âzânızı kendi dişinizle divane ve deli gibi ısırıyorsunuz?

 

6.مَيْتًا (ölmüş)

Altıncısı: Bu kelâmıyla der: Vicdanınız nerede? Fıtratınız bozulmuş mu ki, en muhterem bir halde bir kardeşinize karşı, etini yemek gibi en çirkin bir işi yapıyorsunuz?


Demek, şu âyetin ifadesiyle ve kelimelerin ayrı ayrı delâletiyle, insanları kötüleme ve gıybet, aklen ve kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve milliyeten kötülenmiştir. İşte, bak, nasıl şu âyet îcazkârâne altı mertebede gıybeti kötülemekle i’câzkârâne altı derecede o günahı yasaklar.

Gıybet, düşmanlık yapmayı seven, kıskanç ve inadçı insanların en çok istimal ettikleri alçak bir silâhtır. İzzet-i nefis sahibi, bu pis silâha tenezzül edip istimal etmez.
Nasıl meşhur bir zât demiş:
 

وَ اُكَبِّرُ نَفْسِى عَنْ جَزَاءٍ بِغِيْبَةٍ - فَكُلُّ اِغْتِيَابٍ جَهْدُ مَنْ لاَ لَهُ جَهْدٌ


Yani, “Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf ve zelil ve aşağıların silâhıdır.”

Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsaydı ve işitseydi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır; iki katlı çirkin bir günahtır.

Gıybet, mahsus birkaç maddede caiz olabilir:

Birisi: Şikayet  suretinde bir vazifeli adama der, tâ yardım edip o yasaklanmış kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın.

İkincisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle istişare eder. Sen de, sırf fayda için, garazsız olarak, istişarenin hakkını edâ etmek için desen: “Onunla teşrik-i mesai etme. Çünkü zarar göreceksin.”

Üçüncüsü de: Maksadı tahkir(hakaret etmek) ve teşhir(göz önüne serme) değil, belki maksadı tarif ve tanıttırmak için dese: “O topal ve serseri adam filân yere gitti.”

Dördüncüsü de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği günahlarla iftihar ediyor, zulmüyle lezzetleniyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor.

İşte bu mahsus maddelerde, garazsız ve sırf hak ve maslahat için gıybet caiz olabilir. Yoksa, gıybet, nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi a’mâl-i salihayı(salih amelleri) yer, bitirir.

Eğer gıybet etti veyahut isteyerek dinledi;o vakit:

اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ لَناَ وَلِمَنِ اغْتَبْنَاهُ  

(“Allahım, bizi ve gıybetini ettiğimiz zâtı mağfiret et.” Suyûtî, el-Fethu’l-Kebîr, 1:87. )

demeli, sonra gıybet edilen adama ne vakit rast gelse, “Beni helâl et” demeli.

Kaynak:Mektubat 22.Mektub


Gıybet ile alakalı bazı hadisler

 "Ey kalbiyle değil, sadece diliyle iman edenler topluluğu! Müslümanların gıybetini yapmayınız, ayıplarını araştırmayınız. Zira kim kardeşinin ayıp ve kusurlarını araştırırsa Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah, kimin kusurunu araştırırsa onu evinin içinde bile olsa rezil ve rüsva eder." (Ebû Dâvud, İbn Ebî Dünya).

 “(Arabozucu) söz taşıyan cennete giremeyecektir.” (Buhari, Edeb, 50)

Aziz ve Celil olan Rabbim beni Mi'raca çıkardığında, demirden tırnaklarla yüzlerini ve gözlerini tırmalayan bir topluluğa rastladım. Cebrail’e dedim ki: ‘Bunlar kimlerdir?’ Şöyle dedi: ‘Bunlar gıybet ederek insanların etlerini yiyen ve onların şereflerine dil uzatanlardır. (Müsned, 3:224.)

“Kim ki yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapıldığı halde, gücü yeterken kardeşine yardım etmezse, Allah onu dünya ve ahirette zelil kılar.”(Camiussağir, Hadis No:8489


Fiemanillah...


Görüntülenme

Bu makale 575 defa görüntülenmiştir.

Yayın Tarihi

18 Şubat 2017 Cumartesi

Pdf olarak görüntüle

Yazıcı çıktısı

Rastgele makale