EnYukarı

İbadet Ve Namaz

2017 Haziran ayında Konya Genç Komek Yaz Kurslarında öğrencilere "İnanç Esasları" adı altında ders verdiğimiz 7 haftalık programı başkaları da istifade eder düşüncesiyle burada paylaşıyoruz. Ders içerikleri ehl-i ihtisas bir ekip tarafından hazırlanmıştır.

1. Ramazan-ı Şerif ve orucun hikmetleri

2. Allah’ın Varlığı, Birliği Ve Aynı Anda Birçok İşi Yapması

3. Öldükten sonra tekrar dirilme ve ahiret hayatı niçin vardır?

4. Kur’an-ı Kerim Allah kelamıdır.

5. Peygamberliğin gerekliliği ve Hz. Muhammed (sav)’in peygamberliğinin delilleri

6. İbadet Ve Namaz

7. Helal ve sağlıklı beslenme (Yediğimiz ve içtiğimiz Helal Olmalı)

Bu makalemizdeki konumuz ibadet ve namaz. En son ve mükemmel bir din olan İslam’da, ibadet ve namaz çok önemli bir yere sahiptir. Kur’an-ı Kerim ve Hadislerde çokça ibadetin ve namazın önemi vurgulanmıştır.

Bakınız Bakara suresi 21. Ayette Rabbimiz “Ey insanlar! İbadet edin” emrediyor. Peygamberimiz de “Namaz dinin direğidir” buyurmuş. Nasıl ki bir ev direksiz, kolonsuz olmaz. Bu okulun kolonsuz olmadığı gibi. Dinimiz İslam da namazsız olmaz. Namaz kılmayan Allah’ın emirlerini yerine getirmemiş olur. Kâfir olmaz. Ama kâfirler de namaz kılmaz. O yüzden Müslümanım diyen herkesin namaz kılması gerekir. Allah’a ibadet etmesi gerekir.

Allah’ın İbadetlerimize ne ihtiyacı var?

Rabbimiz ibadet etmemizi bu kadar şiddetle Kur’an-ı Kerimde emretmiş. Peki, Allah’ın çok mu ihtiyacı var bizim ibadetlerimize. Asla…

Bakın Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde “Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” buyuruyor. Bizi bizden daha iyi tanıyan, bilen rabbimiz, bizim ihtiyaçlarımızı da bizden daha iyi bilir. Demek ki bizim ibadet etmeye çok ihtiyacımız var ki, bize ibadeti emretmiş.

Örneğin çok iyi, çok şefkatli (anneniz gibi) bir doktor düşünün. Siz de şiddetli hastasınız, muhtaçsınız, acizsiniz. Başkalarının bakımına ihtiyacınız var. O doktor da sizi çok seviyor, düşünüyor. Doktor olduğu için sizin hastalığınızın ilacını, devasını hemen bildi. Ve sizi çok sevdiği için sizin içmeniz gereken ilacı size verdi. Israrla iyileşmenizi istiyor. Böyle bir durumda o doktora teşekkür edilir değil mi çocuklar?

Peki, o doktora “Senin ne ihtiyacın var? Böyle ısrar ediyorsun, denilse mantıksız ve akılsız bir harekette bulunulmuş olur.

İşte gençler, biz de manevi olarak çok hastayız, aciziz, fakiriz. Türlü türlü şüphelerimiz var. Aklımıza takılan binlerce soru var. Nefis ve Şeytan bizimle çok uğraşıyor. Allah’a olan kulluğumuzu hakkıyla yapamıyoruz. O’na olan sevgi ve muhabbetimizi tam manasıyla gösteremiyoruz. Hem düşmanlarımız çok fazla. Ufacık bir mikrop bile günlerce bizi yatağa hapsedebiliyor. Aciziz. Hem de fakiriz. Fakir deyince sadece parasızlık aklınıza gelmesin. Yani ihtiyaçlarımız sonsuz. Bu dünya bizim sonsuz ihtiyaçlarımızı tam karşılamıyor. Bir gün istediğimiz bir şeye yarın burun kıvırabiliyoruz. Çok sevdiğimiz bir oyunu bir zaman sonra bırakabiliriz. Ya da başka güzel oyunlara yöneliyoruz. Yani ihtiyaçlarımız bitmiyor. Artıyor. İşte fakir olduğumuzun bir delili.

İşte manevi bütün hastalıklarımızın ilacı da ibadettir. İbadet deyince de akla ilk namaz gelir. Namaz kılarsak bütün o hastalıklardan Allah’ın izniyle kurtuluruz İnşaallah.

Peki neden namaz kılmalıyız? Bize ne gibi faydaları var?

Ya da namaz kılıp da pişman olan, “ya keşke bu kadar namaz kılmasaydım” diyen var mı?

Ya da namazını tam kılıp “oh be çok şükür, namazlarımı hiç aksatmadım” demeyen var mı?

Şimdi bakalım, Namazda ne gibi güzellik ve faydalar var? Allah’ımız bizden neden namaz ibadetini istiyor?

Şimdi size bir hikâye anlatacağım. Çok güzel ve önemli. Herkes çan kulağıyla dinlesin. Bu öyle önemli bir hikâye ki, güzel dinleyen ve anlayan namaza başlıyor.

Bir zaman çok iyi, çok şefkatli, çok merhametli, çok güçlü, çok bilgili bir padişah varmış. 2 askerini yanına çağırmış. Ve onlara bir vazife vermiş. Ellerine de 24 altın vermiş.

2 ay yürüme uzaklığında uzak bir memlekete, güzel bir çiftliğe yerleşmeleri için göndermiş. Çiftlik de öyle güzel öyle güzel ki, çok sevdikleri de orada.

Ve onlara emreder: Şu para ile (altınlar ile) yol ve bilet masrafı yapınız. Hem o çiftlikteki size lazım olacak şeyleri de alırsınız.

Yolda giderken karşınıza bir İstasyon çıkacak. O istasyonda araba var, gemi var, tren var, uçak var.

Elinizde ne kadar altın (para) kalırsa sermayeye göre o ulaşım araçlarına binilir. Altın çok kaldıysa uçak, hızlı tren, gemi tercih edilebilir. Ona göre bilet alınması gerekiyor. Yoksa gidilecek yere gidilmez. Yayan ve perişan bir vaziyette gitmek gerekir.

O iki asker bu emir ve nasihatleri dinledikten sonra yola çıkarlar. Bu iki kişiden biri aklı başında idi. İstasyona kadar biraz para harcadı. O harcama ile de padişahın hoşuna gidecek çok güzel bir ticaret yaptı.

Böylece sermayesi birden bine çıktı. Çünkü padişahın hoşuna gidecek bir iş olduğu için çok kıymetli ve değerli oldu. Elinde bulunan para daha da kıymetli bir hale geldi.

Öteki adam ise; Hem mağrur (kibirli) hem de serseri idi. İstasyona kadar elinde bulunan 24 altının 23’ünü harcadı. Kumara verdi, savurdu. Zevk ve sefa içinde harcadı. İstasyona ulaşmadan elinde sadece 1 altını kaldı.

Siz olsaydınız kalan bir altın ile ne alırdınız? (Diye gençlere sorulabilir)

Düşünün gençler, daha istasyona bile gelemeden 24 altının 23’ü bitmiş. Yol uzun. İhtiyaçlar çok. İstasyona da az kalmış. Orada da eldeki para ile ulaşım araçları kullanılabiliyor. Çok zor bir durumdasınız. 1 altın ile ne alırdınız? Oyuncak alır mıydınız? Bilgisayar ve telefonu düşünür müsünüz? Yoksa o sıkıntıdan biran önce kurtulmak için bilet mi almak gerekir?

Sonra aklı başında olan arkadaşı ona der:

“Yahu şu altınını bir bilete ver. Ta bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim padişahımız kerimdir, merhametlidir. Ettiğin kusuru affeder. Seni de uçağa bindirirler. Gideceğimiz yere gideriz. Yoksa 2 aylık yolda aç, susuz, yayan gitmeye mecbur olursun.”

Serseri adam; inat edip, tek altın ileHazine anahtarı hükmünde olan Bilet almazsa ne kadar akılsızlık eder değil mi? Evet, bir altın ile kesinlikle bilet alınması gerekir. Yoksa çok perişan olunur.

Hikâye de burada bitti.

Peki, biz bu hikayeyi niye anlattık? Bu hikâye de çok hikmetler, güzellikler, ibretler, faydalar var. Öğrenmemiz gereken hakikatler var. Hikayede anlatılan padişah, hakikatte kimdir? Kimi temsil eder?

Padişah nasıl birisiydi? Çok iyi, çok şefkatli, çok merhametli, çok güçlü, çok bilgili bir padişah. Kim olabilir?

Elbette Allah’ımız, Rabbimiz.

Peki, Aklı başında olan asker vardı. Hani padişahın tavsiyelerine uydu. Altınlarını çok güzel kullandı. Boş şeylere harcamadı. Padişah’ın istediği gibi harcandı… (çocuklara sorulabilir)

Elbette; Dindar, akıllı, namazını şevk ve gayretle kılan Allah’ın kullarıdır.

Peki, diğer serseri olan asker kimdir? Hani altınlarını boşu boşuna harcadı.

Evet bu da gafil, namazsız insanlardır.

Peki hikayedeki 24 altın sizce hakikatte nedir? 24 sayısı size neyi hatırlatır?

Evet, bir günde 24 saat var. Bu 24 saat bize Allah tarafından veriliyor. Her bir saati altın kıymetinde. Allah kendisinin razı olduğu şekilde bu günlük 24 saati kullanmamızı istiyor.

Peki, Çiftlik nedir? Hani çok güzel bir memleket idi. Padişah bizim oraya gitmemizi istiyordu.

Evet, Cennet. Ebedi yurdumuz. Asıl memleketimiz. Allah bizim Cennete gitmemizi istiyor. Ama oraya gidebilmemiz için 24 altın kıymetinde günlük 24 saatimizi güzel değerlendirmemiz gerekir.

Peki, istasyon nedir gençler? Hani 1 günlük mesafede. Yolumuzun üstünde. Hatta orada ulaşım araçları var.

Evet, o da kabirdir. Bizim cennete giderken uğramamız gereken yerimiz. 1 günlük mesafe, yani çok yakın. Her an gelebilir. Yolumuzun üstünde. Kabrin arkasında araçlar var. 24 altın kıymetindeki 24 saatimizi güzel kullanırsak o araçlardan en hızlılarıyla cennete gideriz. Cennet bineği “burak” gibi. Amellerimiz, ibadetlerimiz Allah’ın razı olduğu şekilde devamlı ve çoksa, Sırat köprüsünden şimşek gibi cennete gideriz. Hızımızı amellerimizin durumu belirler.

Evet gençler, peki bilet nedir? Hani istasyonda kesinlikle bize lazım olacak bilet. Olmazsa olmaz. Hiç olmazsa 24 altından 1 tanesini vermemiz gereken bilet. Yani günlük 24 saatten 1 saat. Evet gençler, günlük 5 vakit namaz abdestlerle birlikte sadece 1 saatimizi alır. Allah bize 24 saat vermiş 1 saatini geri istiyor. Eğer o 1 saati Allah’a vermezsek nankör oluruz. Biri bize 24 altın verse 1’ini geri istese, vermezsek nankörlük etmiş oluruz. Çünkü 23’ü bizim elimizde. Helal yolda, Allah’ın istediği bir şekilde kullanabiliriz. Helal olan şeyler, keyfimize yeter. Harama girmeye lüzum yoktur.

İşte bir hazinenin yani cennetin kıymetli bir anahtarı hükmünde olan bilet, namazdır. Namaz bizi cennete ulaştırır.

Peki, gençler, karşılığında cennet gibi güzel bir hediye verilen namaz ibadeti, bedene ve ruha hiç ağır gelir mi? Elbette hayır.

Nasıl ki her gün yemek yiyoruz, su içiyoruz. Bedenimize hiç ağır geliyor mu? Hayır. Neden? Çünkü bedenimizin ihtiyacını karşılamamız gerekiyor.

Peki, bir de ruhumuz var. Bedenden kat kat daha önemli. Daha çok beslememiz gereken bir şey. Ruhumuzun da ihtiyacı var. Çünkü bazen ruhumuz, canımız sıkılıyor. Ruhumuzun da ihtiyacı namazdır.

Böyle güzel, cennete gitmemizi sağlayan, Allah’ımızla bizi buluşturan, görüştüren namaz, hiç üşengeçlik yapılmaması gereken bir ibadettir. Ve ayrıca başka çok faydası da vardır.

*Namaz bizi Allah’a yaklaştırır. Secde anı Allah’a en yakın olduğumuz andır. Namaz kılarak Allah’ı daha çok zikrederiz, daha çok hatırlarız.

*Namaz bizi kötülükten uzaklaştırır. Namaz kılan birisi kolay kolay yalan söyleyemez, hırsızlık yapamaz. Kötü söz söyleyemez. Haram yiyemez. Harama bakamaz.

*Namaz bizi iyiliğe yöneltir. Daima güzel şeyler yapmamıza sebep olur.

*Namaz iyi duyguları geliştirir. Arkadaşlık, komşuluk, sevgi, muhabbet, hoşgörü, merhamet duyguları namaz ile gelişir.

*Namaz birlikte yaşamayı öğretir. Cemaat ile kılınan namazlar, diğer insanlarla kaynaşmamıza sebep olur.

*Namaz dinin direğidir. Kolonu sağlam olmayan okul çöker. İşte namaz da bizim dinimizin kolonudur. Olmazsa dinimiz çöker. Allah korusun.

*Namaz saygı duymayı öğretir. Namaz kılanlar başka insanlara da saygı duyarlar.

*Namaz hayasızlıktan alıkoyar. Yani utanma duygusu kazandırır.

*Namaz bizi temizliğe alıştırır. Her gün 5 defa abdest alıyoruz. Azalarımızı yıkıyoruz. Namaz abdest olmasa bu kadar azalarımızı yıkamazdık.

*Namaz zamanı iyi kullandırır. Çünkü vakit namazlarına göre günü daha güzel değerlendiririz. Sabah kalkarak güne erken başlarız. Öğle namazı ile çalışma arası, dinlenme molası vererek hem bedenimizi hem ruhumuzu dinlendiririz. Bu 5 vakit geçerlidir.

Allah’a Emanet Olun. Namazlarınızı sakın aksatmayın. Cenneti elinizden kaçırmayın.

 

İnanç Esasları Dersi ile ilgili sunuları Altınbaşak Derneği web sitesindeki bu adrese tıklayarak indirebilirsiniz.

 


Fiemanillah...


Görüntülenme

Bu makale 813 defa görüntülenmiştir.

Yayın Tarihi

11 Şubat 2017 Cumartesi

Pdf olarak görüntüle

Yazıcı çıktısı

Rastgele makale